Merak ettiğiniz bütün dini konular.

AŞURE GÜNÜ NE ZAMAN?

AŞURE GÜNÜ NE ZAMAN?

Müslümanlar açısından faziletli aylardan biri olan Muharrem ayı ile birlikte Hicri takvimde yeni yıla girilir ve bu aya özel ibadetler yapılır, Aşure günü kutlanır. Peki Aşure günü ne zaman başlayacak? İşte 2018 Aşure günü ve bugünde yapılacak ibadetler.

Aşure günü, Muharrem ayının 10. gününe denk gelen 20 Eylül Perşembe günü idrak edilecek.

AŞURE GÜNÜ ORUÇ TUTMANIN FAZİLETİ

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki: “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan aşure orucudur…” (Müslim, “Sıyâm”, 202)

“Aşure günü orucunun, bir önceki yılın günahlarına keffaret olmasını Allah’tan umarım.” (Tirmizî, “Savm”, 48)

Hazreti Aişe (r.ah) İslâm öncesinde, Mekke halkının oruç tutmakta olduğu aşure gününde peygamberimizin de oruç tuttuğunu bildirmekte… Allah Rasulü Medine’ye hicret ettikten sonra da bu orucu tutmuş ve müminlere de onuncu günü ile birlikte, bir gün öncesi veya sonrası ile oruçlu olmalarını tavsiye etmiş… (Ahmed b. Hanbel, VI, 244)

KERBELA ACISI BUGÜN YAŞANDI

Aşurenin içinde yer aldığı Muharrem ayı da, aynı zamanda Hz. Peygamber (sav)’in torunu Hz. Hüseyin’in ve çoğu Ehl-i Beyt mensubu 70’den fazla insanın siyasi ihtiraslar uğruna Kerbela’da şehid edilmesi nedeniyle Müslümanların ortak hafızasında büyük bir acının tarihidir. Kerbela’da acımasızca şehit edilen Hz. Hüseyin ve arkadaşları, bu hadisedeki asil duruşu ve haksızlıkla karşısındaki onurlu mücadelesi ile bütün müminlerin gönüllerinde taht kurmuş, ona ve yakınlarına bu zulmü reva görenler ise insanlığın ortak vicdanında mahkûm edilmiştir.

AŞURE YAPIP PAYLAŞMAK

Aşure paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve sevginin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesidir. Aşurenin bu mecazî anlamı toplumumuz için bugün her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır.

Milletimiz, asırlardır sürdürdüğü gelenekle bugün de; “farklılıkların ahenk içindeki ortak tada katkı sağlamaları”, “birlik” gibi kültürümüzün özünde hep var olan güzellikleri devam ettirme bilinci ile birbirinden farklı tatları aynı kazanda kaynatıp, aşure aşı yapmaya, birlikte yaşamanın sembolünü tadarken muhabbeti paylaşmaya devam etmektedir.

AŞURE GÜNÜNÜNDE YAŞANAN HADİSELER

Allah’ın ayı Muharrem, İlahi bereketi ve feyzi temsil eder. Allah’ın ihsanı ve lütfu Muharrem ayında kullarına bolca verilmektedir. Aşure gününde 10 farklı peygamberin başından büyük hadiseler geçmiştir. Bu hadiseler ise şu şekildedir:

1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Aşure gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Aşure gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Aşure günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Aşure günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Aşure günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a.s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

AŞÛRE GÜNÜNDE YAPILACAK ŞEYLER

Aşûra Günü yapılacak 6 faziletli ibadet.

1- BUGÜN MUTLAKA ORUÇLU OLUN!

Rubeyyı’ binti Muavviz –radıyallahu anha’nın rivayet etdiğine göre Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– Ensâr’ın köylerine Aşure Günü kuşluk zamanı haber gönderdi ve:

“Her kim sabahleyin iftar ettiyse günün geri kalanını imsak etsin, yani bir şey yemesin, her kim oruca niyyet etti ise orucunu tamamlasın” buyurdu. (Buhârî, Savm, 69)

Rubeyyı’ –radıyallahu anha– der ki, biz artık Rasûlullah’ın bu emrinden sonra Aşûra gününün orucunu tutardık ve küçük çocuklarımıza da tuttururduk. Onlarla mescide girerdik ve çocuklarımıza boyalı yünden oyuncak verirdik, bunlardan yemek için ağlayan olursa iftar vakti erişinceye kadar bu oyuncaklarla eğlendirirdik.” (Buhârî, Savm, 47; Müslim, Siyâm, 136)

ÇOCUKLARINIZ DA ORUÇ TUTSUN!

Bakınız, Zaman-ı Saadette, Sadr-ı İslâm’da müslüman evlâdlarına namaz ve oruç gibi ibâdetlere tâ küçükten alıştırmaya nasıl dikkat edilmiştir!

Çocukların oruç tutmaları hakkında cumhur ulemaya göre bulûğa ermeyen çocuklara oruç vâcib değildir, müstehabdır demişlerdir. İmam-ı Şâfi’î’ye göre çocuğun oruç tutmaya kudret-i bedeniyyesi olursa alıştırmak için oruç emir olunur. Yaş haddini de yedi veya on yaş olarak ta’yin etmiştir. İshak’a göre oruç oniki yaşında emrolunur. Ahmed bin Hanbel’e göre ise on yaşında emir olunur.

Evzâî de: “Çocuğun kuvve-i bedeniyyesine zaaf ârız olmaksızın üç gün üst üste oruç tutturulursa müstehab olur.” demiştir.

Buhârî şârihi şöyle der: Ulemaya göre çocukların ibâdete alıştırılmaları için bu, müstahsen addedilmiştir. Ve bunların vesile-i hayr ve bereket olacağını kabul etmişlerdir. Şu kadar ki bu, neşv ü nema çağında olan çocuğun kuvve-i bedeniyyesine zaaf îrâs etmemek şartına bağlıdır. Çünkü sağlam mükellefe bile seferde meşakkatine binaen iftara müsaade edilmişdir. Allah’ın:

“Allah sizin için kolaylık diler, sizin için zorluk dilemez.” (Bakara sûresi, 185) buyurduğu da unutulmamalıdır.

2- AŞURE GÜNÜ ORUCUNA BİR GÜN DAHA EKLEYİN!

Buhârî’nin İbn-i Abbas radıyallahu anhüma-’dan rivayet ettiğine göre: Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– Efendimiz Medine’yi teşrif buyurdukları vakit yahûdilerin Aşûra günü oruç tuttuklarını gördü ve:

“– Bu ne orucudur?” diye sordu. Onlar da cevaben:

“– Bu gün iyi bir gündür. Bu gün Allah –azze ve cell– Benî İsrâîl’e düşmanlarından necat verdiği bir gündür; yani Fir’avn’ın şerrinden kurtulduğumuz gündür! dediler. Rasûlullah da:

“– Biz Musa’ya sizden daha yakın bulunuyoruz,” buyurdu, Mekke’deki gibi o gün oruç tuttu ve o gün oruç tutulmasını emir buyurdu.” (Buhârî, Savm, 69)

Yahudilere benzememek için dokuzuncu ve onuncu günlerde yahud onuncu ve onbirinci günlerde beraber oruç tutulması gerektiği İbn-i Abbas’tan rivayet edilmiştir.

Aşûra orucu hakkındaki fıkhî hükme gelince: Bu orucun vâcib değil sünnet olduğunda ulemânın ittifakı vardır. Yalnız ibtidâ-i İslâm’daki hüküm hakkında ihtilâf edilmiştir. Bu oruç İmam Ebû Hanîfe’ye göre vâcibdi. İmâm-ı Şafiî’den gelen iki rivayetin meşhuruna göre âşura orucu ilk teşrî’ buyurulduğu zamandan berî kat’ıyyen vâcib olmayıp sünnet olarak devam edip gelmiştir. Şu kadar ki müekked bir sünnettir. Ramazan orucu farz kılındıktan sonra âşûra orucu müstehab olmuştur.

3- AŞURE GÜNÜNÜ ÖNEMLİ KILAN OLAYLARI BİLİN!

Bu günün faziletleri cümlesinden olarak, Allah’ın, Âdem –aleyhisselâm-’ın tevbesini bu günde kabul ettiği ve Âdem’in bu günde ‘Safiyyullah’ olduğu, İdris –aleyhisselâm-’ın yüce bir mekâna bu günde ref olunduğu, Allah’ın Nuh’u gemiden bu günde çıkardığı, İbrâhîm’i ateşten bu günde kurtardığı, Tevrat’ı Musaaleyhisselâm-’a bu günde indirdiği, Yûsuf’u zindandan bu günde kurtardığı, Ya’kub’un gözlerinin bu günde iade olunduğu, Eyyûb’un bu günde şifâya kavuştuğu, Yûnus’un balığın karnından bu günde kurtulduğu, Kızıldeniz’in Benî İsrail’e bu günde yarılıp geçtikleri ve kurtuldukları, Dâvûd –aleyhisselâm-’ın bu günde mağfiret olunduğu, Süleyman’a bu günde mülk ve saltanat verildiği ve Muhammed –aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm-’ın geçmiş ve gelecek günâhlarının bu günde mağfiret olunduğu rivayet olunur. Dünyânın yaratılmaya ilk başlandığı, yeryüzüne yağmurun ilk yağdığı gün âşûra günüdür, diye de rivayet olunmuştur.

4- BUGÜN EVENİZE ERZAK ALIN!

Bu günde eve çeşitli ve bol erzak almak, muhtaçlara tasaddukta, komşu ve akrabaya ikramlarda bulunmak sene boyunca berekete vesile olur. Yine bu günde oruçlu bulunup gecesini de ihya etmenin büyük ecir ve rizây-ı ilâhîye sebeb olacağı ifâde buyurulmuştur.

5- AŞURE GÜNÜNDE DUÂ EDİN!

Er-Ravzu’l-Fâık kitabında şu kıssa anlatılır:

Bir vakit Basra’da servet sahibi bir adam vardı. Her senenin âşûra gününde müslüman kardeşlerini evine toplar, sabaha kadar Kur’ân okuyarak okutarak geceyi ihya ederler, nerde fakîr ve yoksul, kimsesiz varsa buldurur, hepsine tasaddukta bulunur, dul ve yetimlere ikramda bulunur, elinden gelen hayrı fazlasıyla yapardı. Evinin bitişiğinde bir komşusu bulunuyordu ve komşusunun hem anası, hem de kızı senelerden beri yürüyemez vaziyette idiler. Kız, babasına sordu:

“– Babacığım bu gün nedir? Komşumuz herkesi evine toplayıp bu geceyi Kur’ân ve zikirle ihya ediyor?” Babası:

“– Yavrucuğum, bu gün âşûra günüdür, Allah katında bu günün hürmeti büyüktür, ayrıca çok da fazîletleri vardır” dedi.

Sonra uykuya vardılar. Fakat kız çocuğunun gözüne uyku girmiyordu. Sanki nefesi kesilmiş bir halde huşû ve haşyet ile Kur’ân’ı ve zikrullah’ı dinliyordu. Kur’ân’ın hatim duâsını yaptıkları vakit, yüzünü semâya doğru çevirdi ve Allah’a niyaz ederek:

“– Ey Mevlâm! Bu gecenin senin indindeki hürmeti hakkı için, senin rızânı kazanmak arzusuyla bu gece Kur’ân’ını okumak üzere uyumamış kulların hürmeti için beni şu hâlimden kurtar, kalbimin kırıklığını sar!” dedi. Daha sözünü bitirmemişti, o anda afiyet buldu, bütün ağrı ve sancılarından kurtularak kalkıp doğruldu. Sabahleyin bu hâli görünce şaşıp kalan babası:

“– Kızım bu nasıl oldu?” diye sordu. O da;

“– Babacığım, bu gün ile Allah’a tevessül ettim. O da ânında bana sıhhatimi ihsan etti” dedi.

Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları, 2013

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ